31 Mart 2010 Çarşamba

Egoma dokunma fena olur!


Yeni moda "Aşk-ı Memnu'nun kitabı çıkmış" diyen kızla dalga geçmek ya, konuya dahil olup kendimi varedesim geldi. Üniversite yıllarında da aynı konu başka bir "kızcağız"ın Ağır Roman versiyonu için servis otobüsü dedikodusu ve şamatası olarak dolaşırdı. Ön koltuklardakiler "bilmem neli kız var ya, şöyle dedi geçen gün" diye anlatırlardı. İşaret parmakları kalkar ve görevini yapar, sonra eller iyice açılır, dizlere vurulur, kahkahalar atılırdı. Ben de yaptım mı çok hatırlamıyorum, umarım yapmamışımdır. Dalga geçilen ve gülünen insanların bunu kendileri seçmediği durumlarda içimde bir burukluk oluşur. Düşenlere de gülemem, vardır ya öyle bi ayrım. Düşen insana güler misiniz diye? Canı yanmamışsa belki... Ne yani ağırlık merkezin ile denge merkezin birbirini tutmamış sen de dengeleyememişsin sonuçta... Haa ama dersenki kendin düşme aşamasında heyecan yaşadığında gülmez misin gülerim evet ama sinirsel bir boşalmadır bu...

Peki n'oluyor da, sıklıkla zavallı "kızcağızlar"ı nadiren de erkekceğizler'i rezil etme arzusu uyanıyor içimizde?Tamam insanoğlu kıskanır ve kıskandığını ezmek ister... Bağıra çağıra konuşup ilgiyi üzerinde toplayanlardan, cahilliğini duyurma korkusu olmayanlardan, bizden daha güzel olanlardan, daha akıllı olanlardan, daha özgür olanlardan, daha farklı olanlardan korkarız, egomuz tehdit altındadır... Daha güçlüdürler belki de şimşekleri üstlerine çekme güçleri vardır... Belki de geçmişte biz de öyle çocuksu bir güçle yaşıyorduk sonra gücümüzü yokettiler, tektipleştirdiler, ayıplarla, günahlarla... Tamam insanoğlu olamadığı, yapamadığı şeyleri yapanları aşağılar, eleştirir. Böylece aslında kendisinden üstün olduğunu düşündüğü insanların açıklarını yakalayıp bir halta yaramadıklarını ispat etmiş olur. Buraya bir işaret yakmak istiyorum. Kimin kimi eleştirdiğine dikkat edin, çünkü eleştirdiği yönden kendinde de bir nebze olabilir...

İnsanların kendilerini geliştirmemelerine, küçük dağları ben yarattım tavırlarına kızmayı anlıyorum da bize, insanları hayatlarının bir anına bakarak yargılama hakkını kim veriyor?

6 yorum:

tomrukcan dedi ki...

Efendim, düşmenin böyle bilimsel bir tarifini okuyunca gülümsemeden edemedim :))
“ağırlık merkezin ile denge merkezin birbirini tutmamış sen de dengeleyememişsin sonuçta...”

Makalenizi okuyunca, burada anlatılan tiplemenin tam tersi örnekler de aklıma geldi. Bir ego etrafında toplaşan, onun gölgesinde ve himayesinde olan/olmak isteyenler de azımsanacak gibi değil. Kendinde olmayanı başkasında görünce ona tapınma, onun egosu üzerinden kendi egosunu yüceltme, adam yerine konulma ihtiyacı mesela. Böyle düşününce takım tutmak, bir partiye üye olmak vb.vs benzer süreçlermiş gibi geliyor bana… Bu gruplar büyüdükçe, genişledikçe üye sayısı çoğaldıkça, kendinden olmayanı da alaşağı etme, nefret veya şiddet gösterme eğilimleri de başlıyor olabilir.

Şimdi ben yukarıdaki yorumu yazdımya, hakketen sizin bir açığınızı bulmak için yazmadım aman diyeyim :)) Yoksa sizin ego, rölantide bile beni pataklar kanaatindeyim :)
Sadece katkı yapmak istedim…

Selamlar, saygılar

Burcu Polat Çam dedi ki...

Sevgili Tomrukcan, çok doğru bir tespit bu. Bir de güce tapanlar var çok doğru. Onlar belki benim yazdıklarımdan daha da iticiler. İnsanın kendisine doğuştan verilmiş özelliklerle övünmesini de, sonradan ait/sahip oldukları ile de övünmesini çok anlamsız buluyorum. "İnsanat" diye bir blog var, her gönderi sonunda "insan olun biraz" diyor, destur bu olmalı bence.

Tabi ki yazmak zaten bir "ego" sonucu/sorunu değil mi? Dilerim ki hiçbir zaman şaşıracak kadar yüksek ego sahibi olmam. :) Çok merak ettim neden benim egom rölantide bile sizinkini pataklasın ki?
Selamlar.

tomrukcan dedi ki...

efendim, insanatı son zamanlarda keşfettim, takip etmeye çalışıyorum. O son cümleleri konusunda sizinle aynı fikirdeyim. Ayrıca merakla "Stalker" hakkındaki analiz/yorum yazılarını bekliyorum...

Ego ile yaptığım latife kastını aşmamıştır umarım. Bu konularda hiç te yetkin biri olmamama rağmen naçizane çok akıcı, sözcüklerle oynayan bir yazı biçeminiz olduğunu söylemek isterim. Yazılarınıza seçtiğiniz başlıklar bence bunun en önemli göstergesi. Yorumunuzda bahsettiğiniz üzere yazmak bir “ego” sonucu/sorunu ise ve tersten bakarsak, bu yazıları yazdıran ego da öyle bir ego olmalı :)

(offf, terledim valla bunu yazarken…:)

Selamlar

Burcu Polat Çam dedi ki...

Ben ve egom size çok teşekkür ederiz bu güzel fikirleriniz için :)
Selamlar.

tomrukcan dedi ki...

Siz ve egonuz için Nazım'dan bir şiir alıntılıyorum, müsaadenizle :))


Su başında durmuşuz
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınarla bana.

Su başında durmuşuz
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınarla bana bir de kediye.

Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.

Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak ,
sonra o da gidecek.

Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Su serin
çınar ulu
ben şiir yazıyorum
kedi uyukluyor
güneş sıcak
çok şükür yaşıyoruz
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

Selamlar :))

Burcu Polat Çam dedi ki...

Nefis, ne denir başka. Sağolun çoktandır okumamıştım.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...