24 Eylül 2010 Cuma

Kısa Öykü Yazarları için Alıştırmalar-1

Kısa öykü nedir? Bu konuda çok farklı tanımlamalar olmasına rağmen, kısa hikayelerin kısa olduğunu ve düzyazı halinde yazıldığını söyleyebiliriz.


Kısa hikayelerde;
Bir anlatıcı vardır.
En azından bir karakter vardır.
Bir olay meydana gelir. (Ya da bir başarısızlık)
Bir yerde vuku bulur. (Olay için gerekli zaman ve ortam)
Birisi bir şey öğrenir ya da öğrenmekte başarısız olur.


Bu beş özelliği aklınızda tutarak, neredeyse sonsuz alıştırma ile hikaye anlatıcılığınızı bileyleyebilirsiniz.


Anlatıcı Söylemi


Yirmi yıl önce, söylem, başarılı bir yazma kariyeri için geçiş hakkıydı. Genç yazarlara kendi söylemlerini geliştirene kadar yazmaları söylenirdi. Söyleminiz diğerlerinden ayrılır hale gelene kadar, mümkün olduğunca yazmak, okumak ve diğerlerine yazdıklarınızı okutmak,yorumlamalarını istemek gerekirdi. Bu teoriyi desteklemek için kanıt, başarılı yazarların çalışmalarının esasıdır. Herkes bir Hemingway hikayesi okumanız gerektiği konusunda hemfikirdir. Sözgelişi onun Hemingway tarafından yazıldığını bilmeden, onun tipik söyleminden tanırsınız. Faulkner bu felsefe için daha açık bir örnektir. Daha yakın yıllarda, herkesin tek bir söylemi olması gerektiği kavramı ikincil mesele haline geldi. Çünkü çok sayıda başarılı yazar birden fazla anlatıcı söylemi ile yazabildiklerini gösterdiler.




Bununla beraber, herhangi birinin sözü gibi olan, lezzetsiz ve sıkıcı, anlamsız klişelerle dolu bir anlatıcı söylemi okuyucunun dikkatini çekmekte ve kendinde tutmakta başarısız olacaktır. Ayrıca tutarsız bir söylem, anlatıcının karakterlere olan yaklaşımı hakkında okuyucunun kafasını karıştıracaktır.


NOT: Kariyerinin başındaki yazarlar için, başka yazarlara özenmek/taklit etmek oldukça rastlanan bir durumdur. Sıklıkla yazarken bunu yaptığımızın da farkında olmayız.


Beğendiğiniz bir kısa hikaye ya da romana, göreli olarak uzun, tanımlayıcı bir pasaj yerleştirin ve bir imitasyonunu yazın. Cümleyi yapısal ve kelime kelime söz dizimi olarak takip edin. Bu alıştırmayı farklı bir sürü yazar için yapın. Bu alıştırmayı yaparken en azından her seferde 250 kelime yazın.


En iyi Amerika Kısa Hikayeleri metinlerini kullanın. (Ben büyümenin Türkçe Tarihi'ni öneriyorum B.P.Ç.) Her yazardan 20 hikaye içermektedir ve bunların ilk sayfalarının imitasyonlarını yazın. (Bir başka öneri de içinden beğendiğiniz paragrafı ya da bölümü aynen alıp, devamını sizin istediğiniz şekilde getirmenizdir B.P.Ç.)


Geçtiğimiz üç yüzyıla ait üç favori yazarınıza ait bir kısa hikayenin imitasyonunu yazın. (Not: konuyu, ana karakterin cinsiyetini ve diğer detayları değiştirebilirsiniz.)


Özellikle önemsemediğiniz bir yazarın hikayesini alın ve parodisini yazın.


Bakış Açısı:


Dil, her zaman bir insandan gelen belli bir bakış açısı ile anlatır. Bilim insanları ve kanun yazarları bu gerçeği gizlemek için hep edilgen fiille yazarlar. Böylece tarafsız bir dille anlatılmış olur ama kimse bu iki alanda yazanlardan daha coşkulu bir biçimde tartışamaz.


Bir kısa hikaye yazdığınızda aşağıdaki bakış açılarından birini kullanırız.


Sınırlı Üçüncü Tekil Şahıs: Bunu özne "O" olarak tanımlarız. Bu bakış açısında, olasılıkla en popüler, tartışmalı olarak en doğal bakış açısıdır. Bütün olaylar karakterin varlığında vuku bulur ki biz hikayeyi onun bakış açısı ile öğreniriz. Eğer anlatıcı bir karakterin beynindeyse, başka birinin nasıl hissettiğini ya da düşündüğünü anlatamaz. Bu karakter, hikayenin ana karakteri olabilir de olmayabilir de.


Birinci Tekil Şahıs: Bunu özne "Ben" olarak tanımlarız. Sınırlandırılmış üçüncü tekil şahıs gibi, bütün olaylar bu karakterin varlığında geçer ve sadece onun duygu/düşüncelerini öğreniriz.


Her Şeyi Bilen: Kelime öbeğinin tariflediği gibi, bu tanrıvari bir bakış açısıdır. Anlatıcı özgürce bir karakterden diğerinin bakış açısına geçer. Bu tarz, önceki yüzyıllarda bu çok daha popüler bir anlatım şekliydi. Bu tür bir bakış açısını kısa hikayede başarıyla kullanmak çok zordur. Birden fazla karakterin bakış açısını geliştirmek zaman ister.


İkinci Tekil Şahıs: Bunu özne "Sen" olarak tanımlarız. Bu bazı deneysel yazıların haricinde kullanılmaz. Tam olarak "sen" okuyucu demektir. Bir hikayeyi bu bakış açısından anlatmak yorucu/bıktırıcıdır. Ayrıca bazı deyimler kullanıldığında bunların ikinci tekil şahıs tarafından kullanılması anlamsız olur.


Saf Uyarlama: Bu bir bakış açısı değildir ama çoğunlukla yazar oyuna benzer hikaye yazdığında kullanılır. Daha çok diyalog ve çok az anlatımdan oluşur. Anlatımlar da sahne yönlendirmelerinden çok az farklıdır. Hemingway'in "Hills Like White Elephants" bu tekniğin uygulandığı ve başarılı olduğu öykülerdendir.


Alıştırma: Yazdığınız bir hikayeyi alın ve onu farklı bir bakış açısı ile yazın. Orjinalinde birinci tekil şahıs ile yazdıysanız, sınırlı üçüncü tekil şahsın gözünden anlatın. Sadece özneyi çevirmekten daha fazlasını yapmaya ihtiyacınız olduğunu göreceksiniz. Üçüncü tekil şahsın gözünden anlattığınızda bir karakter hakkında daha tarafsız olabilidiğinizi göreceksiniz.


Eğer üçüncü şahıs olarak anlattıysanız birinci tekil şahsı deneyin. Eğer karakterinizi sempatik yapmakla ilgili sorununuz varsa bu oldukça verimli bir alıştırmadır.


Bunun için F. Scott Fitzgerald's The Great Gatsby isimli romanı harikulade bir örnektir. Çoğu okuyucu bu romanın üçüncü kişi romanı olarak hatırlarlar oysa birinci tekil kişinin bakış açısından anlatılır. Her şeyi Gatsby'nin komşusu Nick'in perspektifinden görürüz.


Başka bir alıştırma olmak üzere, başkasının basılmış bir hikayesini alın ve özellikle yarım sayfa kadar anlatım paragraflarını yazarın bakış açısından başka bir bakış açısı ile yazın. Bir kere daha bakış açısının değişimi ile dildeki değişimi gözlemleyin. Neleri eklemeniz, neleri çıkarmanız gerekmektedir? Bu değişim, okuyucunun karakter arasında geliştirdiği duygusal ilişkiyi nasıl etkiliyor?


The T.S. Eliot/John Gardner Killer Alıştırması: Bu alıştırma, büyük bir ihtimalle en zor ve en çok ilgi isteyen, en önemli alıştırmadır. Şair ve eleştirmen, T. S. Eliot, yazma konusunda inandığı en önemli şeyi tasvir etmek için "karşılıklı amaç" ("objective correlative") deyimini icat etmiştir. Bir nesnenin/hedefin tasvirini yaparak karakterin duygusal durumu ile ilgili bilgi alırız. Bunu okuyucuya bu duygusal durumun ne olduğunu ve motivasyonun ne olduğunu söylemeden yapmak önemlidir.


Son olarak, lider yaratıcı yazarlık öğretmenlerinden biri olarak tanınan John Gardner, öğrenciler için aşağıdaki alıştırmayı geliştirdi:


Orta yaşlı bir adam otobüs durağında bekliyor. Daha az önce oğlunun kötü bir şekilde öldüğünü öğrenmiştir. Adamın bakış açısını okuyucuya ne olduğunu anlatmadan tarif edin. Sokak adama nasıl görünecekitr? Sesler nasıldır? Kokular? Renkler? Bunları adam farkedecek mi? Üstündeki kıyafetler nasıl hissettirecek? Bu konuda 250 kelimelik bir tasvir yazın.


http://www.stumbleupon.com/su/1aRZhV/www2.hn.psu.edu/faculty/jmanis/assign/e50xs2.htm/r:t

8 yorum:

tomrukcan dedi ki...

"Orta yaşlı bir adam otobüs durağında bekliyor. Daha az önce oğlunun kötü bir şekilde öldüğünü öğrenmiştir. Adamın bakış açısını okuyucuya ne olduğunu anlatmadan tarif edin. Sokak adama nasıl görünecekitr? Sesler nasıldır? Kokular? Renkler? Bunları adam farkedecek mi? Üstündeki kıyafetler nasıl hissettirecek? Bu konuda 250 kelimelik bir tasvir yazın."

hocam, en son ne zaman teslim edebiliriz bu ödevi? :)

Burcu Polat Çam dedi ki...

:) Tomrukcan, gerçekten böyle bi hikaye yazıp blogunuzda yayınlamaya ne dersiniz? Ben de linkini veririm isterseniz. Atölye çalışması gibi olur. Hadi buyrun bakalım!

tomrukcan dedi ki...

hocam, kendimde öyle bir kabiliyet görememekle birlikte, hakikaten denemeye değer diye düşünüyorum... durun ben bunu ben biraz gıdıklayayım kafamda :)).
250 kelimeyi aşmıcas dimi? hııımm...
tamam...
"once upon a time...." die başlayayım :))

Burcu Polat Çam dedi ki...

Tomrukcan, ben başladım çalışmaya. Ayrıca sizde öyle bir kabiliyet -yazdığınız öykülerden belli- var.
Selamlar.

tomrukcan dedi ki...

efendim, hangi şahıs ile anlatacağız bu durumu acaba? Üçüncü tekil şahıs, biraz yokuş yukarı geldi bana :) patinaj yaptım :)

Birinci evcil şahıs olarak denesem ben?

Burcu Polat Çam dedi ki...

Tabi ki özgür, hür seçiminiz. Biraz kendi ağırlığınızı koyarsanız, patinaj yapmaz efendim... :)
Naçizane, vermek istediğiniz duyguyu yaşayın, hayal kurun önce, sonra anlatın derim.
Selamlar
(Noktalamalara dikkat etmeyince anlamsız bir yorum olmuştu)

tomrukcan dedi ki...

Kemanın akordu tamamlandı efendim :)
Önce siz bi baksanız da sonra insan içine çıksa ,nasıl olur acaba? Bu arada siz yazdınız mı? Aslında sizin yazdığınızı önce bir görsek, iyi bir örnek olurdu bize :)

tomrukcan dedi ki...

Âlâ :))

göndereceğim efem :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...