30 Kasım 2010 Salı

Barselona

Giulia y Los Tellarini - Barcelona
Powered by abmp3 search engine

Bayram tatili vesilesi ile Barselona'da 5 gün geçirme fırsatım oldu. Gitmek isteyenler için  kısa bir özetleme yapayım. La Ramblas şehrin merkezi, İstiklal Caddesi gibi günün her saati hareketli. Yolun ortasındaki yayalar için ayrılmış bölüm canlı performanslarla, animasyonlarla, ressamlarla, küçük büfelerde satılan hediyelik eşyalarla, Gofre denen tatlılarla, çiçeklerle ve restoranlarla dolu. Bu orta kısmın kenarlarında tek şeritli birer cadde ve binalar yeralıyor. Binaların altında yine restoranlar ve hediyelik eşya satan dükkanlar mevcut...

La Ramblas'ın üst tarafı Plaça de Catalunya, yani Katalonya Meydanı. Havaalanından buraya otobüs seferleri var, tabi metro ile de gelebilirsiniz ama bir kaç hat değiştirmek gerek bu da bavullarla oldukça yorucu olabilir. La Ramblas'ın alt ucu ise Kristof Kolomb anıtı ve ardından Barselona Limanı'na çıkıyor. Burada teknelerin marinaya girmesine imkan sağlama amacı ile yatay olarak dönen bir köprü var ve köprünün ucunda bir alışveriş merkezi ve akvaryum bulunuyor. Plaça Reial, Barselona Katedrali, Barrio Gotico ve Katalonya Tarih Müzesi'ne yine La Ramblas'a bağlanan sokaklarla ulaşılabiliyor. Mercat Bouqeria, yine La Ramblas üzerinde meyve, şeker, çikolata ve kurutulmuş et satılan çok renkli bir pazar.

Tabelalarda üç dil kullanılıyor; Katalanca, İspanyolca ve İngilizce. Perşembe günleri Barselona Katedrali'nin önündeki meydanda antik pazar kuruluyor. Aynı yerde pazar günleri ayinden çıkan insanların oluşturduğu kuleleri de görmek mümkünmüş...

Barcelona için Gaudi'nin şehri deniyor. Ünlü mimar Antoni Gaudi'nin tasarladığı bir çok binaya rastlamak mümkün. La Pedrera, Casa Mila gibi ama en görkemli eseri kuşkusuz yapımı hala devam eden La Sagrada Familia kilisesi. 1882 yılında yapmına başlanan kilise hem yapının karmaşıklığı sebebi ile hem de halkın bağışları ile yapıldığı için bu kadar uzun yıllardır inşaat halinde. İnşaat halinde denilse de içine girilebiliyor.
Gaudi'nin ikinci en önemli çalışması Güell ailesi tarafından aristokratlar için yaptırılan Park Güell. Çalışmaları yönetmek için yirmi yıl Park Güell'in içindeki evinde yaşamış Gaudi. Sonunda şekerden ve pastadan yapılmış gibi evler ve inanılmaz mozaikler ile süslenmiş bahçeler inşa edilmiş...

Barcelona'ya gidip Picasso Müzesi'ne gitmemek olmazdı. İnternet üzerinden rehberli tura kayıt yaptırabilir, Picasso'nun mavi dönemini, Paris ve Barcelona arasında gidip gelmelerinin resmine etkisini, ilk çizimlerini görme şansına ulaşabilirsiniz.

Deniz ürünleri seviyorsanız paella yiyebilir, tapas atıştırıp geleneksel içkileri sangria deneyebilirsiniz. Şimdiden iyi gezmeler :)

8 yorum:

tomrukcan dedi ki...

efendim hepsi güzel de, oturup şöyle demli bir çay içilecek yer var mı? ondan hiç bahsetmemişsiniz :)

burcupc dedi ki...

yoktu maalesef, olsaydı iyiydi, gelmezdik buralara geri :)

hayal kahvem dedi ki...

Burcu keşke Barselona’ya gitmeden önce haberim olsaydı. Fikir alışverişi yapaydık keşke.. Bakın şimdi, bilirsiniz her şehrin bi turistik yerleri vardır. Herkesçe bilinir. Bir de turistler tarafından bilinmeyen, özel mahalleleri ve mekanları vardır.

Mesela, La Rambla’yı herkes bilir. Bu caddeden Catalunya’ya çıkarken sol tarafta Barselona’nın harika bir Pazar yeri vardır. Siz de yazmışsınız çok renkli bir pazar diye. Boqueria denir. Binbir çeşit meyve, balık offf… Şahane bir yerdir. Tamam. Şimdi şu da mutlaka bilinmelidir.Eğer öğlen vakti giderseniz bu pazarın en arka sağ köşesinde bir bar vardır. Dükkan şeklinde değil ama açık bir bardır burası. Of, bir öğlen vakti burada pılpitos, calamares a la plancha ve paella yanında müthiş cava! Of, olamaz böyle bir şey! Bilenler bilir.

Buraya gidilecekse asla ortaya karışık istememek gerekir. Hani hazır Barselona’ya gelmişken, her şeyi tadayım denir de karışık İspanyol yemekleri istenir ya hani… Aman diyeyim sakın ha! Öyle turistik tabaklara asla heves etmemelidir. Her yemeğin hakkı tek tek verilmelidir.

Çok özel tapasçılar vardır. Neyse… Biliyor musunuz paella favori yemeğimdir. Ve söylemesi ayıp olmaz nasılsa… Müthiş yaparım…
Tadanlar bilir:)Of! Şimdi canım istedi... Malzemeyi hazır edeyim de hafta sonu yapayım bari..
Diğer fotoğraflarınızı görmem mümkün mü acaba:)) Merak ettim:)

burcupc dedi ki...

Sevgili Hayal Kahvem, bilseydim sizin Barselona'yı bildiğinizi sorardım tabiki :)

Çok güzel bir şehir gidilmesi ve tadılması gerek...

Sevgiler

hayal kahvem dedi ki...

Burcu,
Görüyorsunuz değil mi, güzelim Barselona'nın gezilecek yerleri değil yenilecek yerleri baştan çıkarıyor beni:)

Yemek yapmayı ve yemeği bilmem sever misiniz? Haydi biraz ispanyol yemeklerini tanıyalım... Yediğiniz içtiğiniz bizim, gezdiğiniz yerler sizin olsun... Böyle bir söz vardı di mi:)) Benim işime böylesi uygun gelir..

Tapas'lar çok meşhur biliyorsunuz.
Çok eskiden içki şişelerinin içine sinek kaçmasın diye şişelerin ağızlarına bir dilim ekmek koyarlarmış. İçki içecekleri zaman da bu ekmek dilimlerini yerlermiş.
Zaten tapas, kapamak anlamına gelen tapar fiilinden geliyormuş.
Tapas'larda kullanılan malzemeler genelde deniz ürünleri tabii. Ton balığı, somon, karides ya da yumurta, soğan ve patatesten hazırlanan bir meze falan... Dün sizin yazıyı okuyunca bu sabah kahvaltıda Türk usulü tapas hazırladım:) Bir dilim ekmek üzerine krem peynir sürüdüm. Haşladığım yumurtayı ince dilimledim. Koydum... Azıcık kırmızı pul biber serptim. İnce domatez dilimi koydum... Biraz zeytinyağı gezdirim... Of, mükemmel oldu:) Aslında ekmek üzerine bir küçük sarımsağı rendeler gibi sürünce ve sonra diğer malzemeleri koyunca çok daha leziz oluyor tadı ama benim işim ve oğlumun okulu var malum...
Kokmayalım diye sürmedim. Hafta sonu iyi oluyor. Tavsiye ederim.
Bakalım belki sonra pulpitos,
chipirones, calamares a la plancha ve paella ile devam ederiz:))

burcupc dedi ki...

Tapaslara ben de bayıldım HK :) yanında da sangria nefis oluyor hem hazırlaması da kolay...
Bir yazı dizisi yapsanıza sevgili HK, Paella tarifi ile başlayın ama lütfen :))

momentos dedi ki...

Sevgili Burcupc,

Bu yazıyı görünce, depremden sonraki sene gittiğim Barselona gezim geldi aklıma. Arkadaşlarım banliyösü olan Casteldefelles' de yaşıyorlardı, çok sevimli sıcak bir yerdi. Denize girmek için hem ordan yaralanıyorduk hem de trene binip Sitges şehrine gidiyorduk -ki burası da müthiş bir yerdi. Hayatımda ilk defa 2 katlı trene orda binmiş idim ve tren içinde klasik müziği de hafiften dinlemek cabası. Bahsettiğiniz ve fotoğraflanan yerleri hep gezdim. Ancak yanarım yanarım ki, yanımda o zamanlar fotoğraf makinesi yerine, bir kamera taşıyordum... sokaklarda yürürken sesli çekimler yapıyordum ama seyredenin midesi bulanma vaziyetine giriyordu :))) Kamera kasetlerini şimdilerde cd ye çekiyorlar iyi güzel de, orda seçmek istediğim kareleri fotoğraf formatında durdurup basmak işi epey zaman yiyecek gibi görünüyor. Dolayısıyla ben de küsüp (niye ve kime küsüyorsam) :)) onları ortadan kaldırdım ve bir daha bakmadım. Şimdi yazınızı görünce bir iştahlandım sormayın, acaba o görüntülerden de lezzetli bir şeyler elde edebilir miyim, deneyeyim bari. Ellerinize sağlık, çok iyi yapmışsınız bu geziye gitmekle. Eğlenceli insanları, rahat ortamı ve yemekleri nedeniyle kesin burda yaşayabilirim demiştim.
Sizinle gezdiğimiz ortak şehirler 2 etti. :))) Bakalım bir sonraki ülke/şehir neresi olacak? :)
Sevgiler çokça,

burcupc dedi ki...

Ne çok ortak noktamız çıkıyor, ne güzel :) Momentos, ben de La Ramblas'a iner inermez dönmeme hesapları yapmaya başlamıştım, "nasıl olur da burada kalırım" diye, birkaç gün sonra insan Tomrukcan'ın da dediği gibi simidi, çayı özlüyor valla...
Ama ileride bir iki aylığına da olsa orada yaşamayı planlıyorum ve iklimde yazı gösterecek tabi...

Sevgiler

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...